Gülhan Şen ile Tasarım Tadında Sohbet


Yıllardır ekranlarda Gülhan’ın Galaksi Rehberi Programı ile tanıdığımız Sevgili Gülhan Şen ile çok keyifli bir sohbetimiz oldu. Programındaki eğlenceli sunum ve enerjisini sohbetimize de yansıtan Gülhan Hanım’a teşekkür ediyoruz.

Merhaba Gülhan Hanım, öncelikle sizi daha yakından tanımamız için bize kendinizden bahseder misiniz?

1989 yılında Bulgaristan’dan zorunlu göç ile Türkiye’ye geldim. 11 yaşıma kadar orada yaşadım. O dönemde azınlıklara uygulanan politikayla yaşayan Türkler zorunlu göçe tabi tutuldu. Her şeyi bırakıp sıfırdan bir yaşama başladık. Ailece yaşadığımız sıkıntıları adım adım aşarak başarılı olmaya çalışmak beni bu günlere getirdi. Bu nedenle de iş hayatımda ne başardıysam, kendi çabalarımla, emeğim ve çalışkanlığımla oldu. Ve tabi ki doğru ekip arkadaşlarımla çalışarak başarılı oldu. Bir kişi de gelip bu kız da benim sayemde buralara geldi diyemez. (gülüyor)

Uzun zamandır Gülhan’ın Galaksi Rehberi programı ile tanınıyorum. 9 senedir dünyanın dört bir tarafını gezdim. İnsanlara da seyahat aşkını aşılamaya çalıştım. Beni en çok mutlu eden şeylerden biri de gerçekten bu anlamda ilham vermiş olmam. Sizin programınızı izleyip bende gezme sevdasına tutuldum ama bunun için maddi bir desteğe ihtiyacım vardı. Ailemden bile alamadığım motivasyonu sizin sayenizde alıp okudum. Okulumu bitirip doktor oldum ve şimdi de kendi paramla geziyorum diye geri dönüşler alıyorum. Bunlar beni çok mutlu ediyor.

Bu işe nasıl başladınız? Bu programın ortaya çıkmasında programcılık mı, yoksa seyahat etmek mi etken oldu? Rotalarınızı nasıl belirliyorsunuz?

Benim hayalimde “Ay ben gezmek istiyorum ne yapsam acaba?” diye bir durum yoktu. Daha çok aklımda “Nasıl insanların ilgisini çekecek bir program yapsam acaba?” diye bir soru vardı. Daha öncesinde yine TV8 kanalında “Zaman’ın Ruhu” diye ilginç konuları derlediğim, aktüel bir program yapıyordum. Sonrasında yine geniş kitlelere ulaşabileceğim ama içinde eğlence ve mizahın da olduğu bir program hayal ettim. O dönemde kanalıma 2 tane öneri sundum. Biri içinde skeçler, danslar ve şovların olduğu bir şov programı, diğeri de gezi programıydı. Gezi programının maliyeti diğerine göre daha az maliyetli olduğu için gezi programı yap dediler. (gülüyor) Gülhan’ın Galaksi Rehberi ismini de absürt mizahın çok önemli eserlerinden Douglas Adams’a ait Otostopçu’nun Galaksi Rehberi adlı kitabından ilham alarak koymuştum.

Rotalarınızı nasıl belirliyorsunuz? Bu zamana kadar kaç ülke gezdiniz?

O da tamamen para bul ile alakalı. (gülüyor) Tabi insanların hayalindeki şu, ah bu kez nereye gitsem acaba? Nereyi gezmek istiyorum? diyerek geziyorum. Ama maalesef böyle değil, nereye gideceğim tamamen bütçe ile alakalı dolayısıyla sponsor ile alakalı. Kendi çabalarımla programa sponsorlar buldum. Seyahat firmaları, uçak şirketleri, gittiğimiz ülkelerdeki oteller, turizm bakanlıkları ile aylarca yazışmalar yapıyorum. Onları bir şekilde işbirliğine razı ederek ve programı bu bütçelerde tutarak rotaları belirledim. Bazı ülkelerde buyurun sizi seve seve ağırlarız dediler, biz de oraya gittik. Yoksa bende isterim bi Peru’ya gitmeyi. 9 senedir bir Peru hayalim var ama gidemedim. (gülüyor). Bu zamana kadar 112 ülke ve 600’den fazla şehir gezdik.

Yeni kültürler, insanlar keşfetmek sizin için ne anlam ifade ediyor?

Aslında seyahat olduğun yerden uzağa yapılsa da seni kendi özüne yaklaştırır. Çok farklı kültürlere çok uzak ülkelere gitseniz bile orada keşfettiğiniz şeyler sizi özünüzde nasıl bir insan olduğunuza daha çok yaklaştırıyor. Ben her gittiğim yerde kendime bir şeyler katacak güzel şeyler bulmayı başardım. Hiçbir kültürde gördüğüm şeyleri yadırgamadım. Sen ne kadar çok gezersen tek bir doğrunun olmadığını görüyorsun. Bir noktadan sonra karşındaki insanın ne kadar iyi olduğunu tartıyorsun, yoksa bir insanın ne rengine ne dinine ne şeklini görüyorsun. Bence bana kattığı en büyük zenginlik bu. Kendimi gerçekten bir dünya vatandaşı olarak görüyorum. Hepimizi de aynı gezegeni paylaşan canlılar olarak görüyorum. Benim için hiçbir sınırın insanları ayrıştıran farklılıkların hiçbir önemi yok.

Uluslararası uzay üstünden bir canlı yayın yapılmıştı. Oradaki astronotta çok güzel bir söz söylemişti. “Buradan bakıldığında dünya üzerindeki sınırlar görünmüyor.” Bu çizgiler gerçekte yok. Keşke barış içinde herkes kendi sınırları içinde mutlu bir şekilde yaşasa ama halen bu çağda savaş diye bir şey var ev bu beni çok yaralıyor. Bunlar tamamen ticari, siyasi şeyler onun dışında en haz etmem dediğin insanlarla bile karşı karşıya gelip biraz sohbet ettiğinde senden hiçbir farkı olmadığını görüyorsunuz. Benim için seyahatin kattığı en büyük zenginlik bu. Her şeye kendi gözünle ve gönlünle bakabilmeyi öğrenmek oldu.

Gezdiğiniz ülkelerde tasarıma en çok önem veren ülkeler hangileriydi?

İlk aklıma gelen yer Kore. Çok şık ve orijinal şeyler giyiyorlar. Kadınları da erkekleri de çok zarif. Kıyafetlerinden aksesuarlarına kadar çok ilgili olduğunu gördüm.

Gezip de sıkıldığınız bir şehir oldu mu? Gezerken en sıkıldığınız anınızı anlatır mısınız?

Hayır, gezip de sıkıldığım bir yer hiç olmadı. Gittiğim yerlere bir beklenti ile gitmiyorum. Sadece nasıl bir keşif de bulunup, nasıl bir macera ile karşılaşacağımı düşünüyorum.

Biggdesign markası ile tanışmanız nasıl oldu ve ilk izlenimleriniz neler? Sizi bu markada çekici kılan nedir?

Tasarımcı bir arkadaşımla Galata’da buluşmuştum. Onunla sokak aralarını dolaşırken, rengârenk ürünleri ile dikkatimi çeken bir dükkân oldu. Çok zamanımız olmamasına rağmen illaki girmek istedik. Girince tam benlik olduğunu gördüm ve beni burada bırakın psikolojisine girdim. (gülüyor) Çok güzel ürünler vardı. Bavullardan tutun, küçük defterlere, İstanbul temalı ürünlere, sweatshirtlere kadar birçok ürün olduğunu gördüm. Tasarım severler için cennet gerçekten. Bende çok cici bir sweatshirt aldım. Onu da Çek seyahatimde giydim. Sonrasında çok soruldu nereden aldığım. Böylece de sizinle tanışmış olduk.

Gezdiğiniz şehirler arasında size en yakın gelen ve sizi yansıtan hangi şehir oldu? Biggdesign’ın Smiling İstanbul ve Cats in İstanbul gibi şehirlere özgü koleksiyonları var. Dünya’da hangi şehrin koleksiyonunun yapılmasını isterdiniz?

Ben masal kasabalarını çok seviyorum. Herkesin çok sevdiği ve bildiği şehirlerden çok küçük masal kasabalarını çok seviyorum. Avusturya’da Hallstatt kasabasını gezip programda yayınlamıştım. O kadar çok ve güzel geri dönüşler aldım ki. İnsanların ilgisini böyle hiç bilmedikleri küçük kasabalar çekiyor. Slovenya’da Bled var mesela. Portekiz’de Sintra… Daha renkli olması bakımından Japonya çok ilgi görür.

Gezi programları sunmanız sebebiyle “Dişi Acun” olarak anılmanız hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce bu tanım doğru mu?

Ben TV8’de program yaparken benzetme olarak bir gazeteci böyle bir benzetme yaptı. Sonrasında Acun Ilıcalı TV8’i satın alıp tüm programlara son verince, Dişi Acun ile yollarını ayırdı gibi komik haberler çıktı. Bu tabirden ben rahatsız değilim. Acun ve ekibi ile de hiçbir problemimiz yok. Eğer illa ki bir gezi programına benzetileceksem, ben Barış Manço’ya benzetilmeyi tercih ederim. Acun’un programı biraz daha magazin ve eğlence yönü ağırlıklıydı. Farklı kültürleri keşfedip onlarla köprü kurma yönünden bakınca benim yaptığım işi rahmetli Barış Manço’ya daha yakın görüyorum.

Bunlarda İlginizi Çekebilir

LEAVE A COMMENT

Biggshop Hakkında

Biggdesign, Biggplus ailesinden aldığı güç ve tecrübe ile kurulmuş özel bir tasarım markasıdır. Biggdesign çalışmaları, Çağdaş Türk Tasarımcıları ve Sanatçılarının kendilerine özgü gustolarını yansıttıkları kaliteli ürünler sunar. Biggdesign markası altında sunulan koleksiyonlar sanat, tasarım ve kalite bileşenlerinden oluşur.